|
HER GÜNÜ SON GÜNÜN GİBİ BİL |
|
|
|
|
Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı. Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu:
- Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. "Kahverengi gömlekle gidiversen nolur!"muş. Bugün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içi kararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun?
|
|
EN BÜYÜK MUCİZEBazı şeyler vardır ki, onları ne bilimle ne de bir başka çözümleyici kuramla açıklayamazsınız. Olurlar ve sadece olurlar. Bize ise izlemek ve hayret etmek düşer. İşte Van'da yaşanan da aynen böyle bir şey... Yatağınızda uyurken bir rüya gördüğünüzü düşünün. Gördüğümüz anda ne kadar da gerçekçidir. Ta ki, uyanana kadar. O anda her şeyin hayal olduğunu anlamışızdır. Peki bu rüyaya çok ama çok inandığınızı düşünün, yapar mısınız?
İşte Van'da yaşanan mucize tam bu noktada başlıyor. Diyarbakır'da üniversite okuyan İstanbullu Deniz Gökçenlik namaz kıldıktan sonra bir rüya gördü. Van'da bir evi, bir göçüğü gördü. İçeride yaşayan insanlarla birlikte... Ve sokağa çıkıp, daha önce hiç gitmediği Erciş'in yolunu tuttu. Sivil savunma ekiplerine katıldı. Sokak sokak aramaya başladı rüyasında gördüğü evi. Bulduğunda ise kötü bir haber aldı "Biz buraya girdik, kimse yoktu" dedi ekipler. Yılmadı, "Allah aşkına girin. Ses duydum" diye üsteledi ve yeniden arama yapıldı.
|
|
JAPONYA'DAN ÖĞRENİLMESİ GEREKEN 10 ŞEY |
|
|
|
|
Japonlar ne hıristiyan, ne musevi ne de müslüman.Ama, bütün dünyaya ders verdiler.Demek ki insan olmak, adam olmak başka birşey.Buyrun birlikte okuyalım. JAPONYA'DAN ÖĞRENİLMESİ GEREKEN 10 ŞEY 1. AĞIRBAŞLILIK Hiçbir dövünme ya da aşırı hareketlerle ızdırap ifade etme görüntüsü yok. Üzüntünün kendisi yüceltildi. 2. ONUR Su ve yiyecek kuyruklarındaki disiplin. Hiçbir kaba söz ya da sert el kol hareketi yok. Sakinlikleri takdire ve övgüye değer.
|
Allah’a iman
- Meleklere İman
- Kitaplara İman
- Peygamberlere İman
- Ahiret Günün İman
- Kaza ve Kaderin Allah’tan geldiğine iman
ALLAHA İMAN ETMEK
Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmek, O’ndan başka tapılacak ve kulluk yapılacak başka hiç bir ilah olmadığına inanmaktır. Bizleri yaratan O, yaşatan O ve rızık veren O`dur. Herşeyi O yaratmıştır ve sonunda O’nun huzurunda toplanılıp dünyada yapılan şeylerden sorguya şekilecek, kişi yaptığı şeylere göre mükafat veya cezasını görecektir.
|
|

Ah Kardeşlerim içim o kadar yanıyorki acının böylesine..
Çukurca’da gece çıkan çatışmada 24 şehit vermişiz, 18 askerimizde yaralı. Ne kadar kolay okunuyor değil mi? 24 şehit, 18 yaralı. 1 ayda değil, 1 haftada değil sadece 1 gecede 24 şehit.
Ne kadar kolay öyle değil mi ? Nasıl bir doğu politikası izleniyor bu ülkede?
Ya da gerçekten doğu politikası var mı?
En Kötüsü ölen askerlerimizin hepsine bakın çoğu hep fakir hep doğu bölgesindeki ailelerin çocukları neden hiçbir zenginin çocuğu ölmüyor çünkü onlar çocuklarının askerlikten yırtmasını bir yolunu buluyor..
|
|
insan bizim ülkedeki aç insanları görüp aç sanarken birde somalide açlıktan ölen insanları nedense hiç düşünemiyoruz. çünkü bizler tok açız... hiç düşündünüzmü biz burda yemeğe oturup yemek çeşitlerini beğenmezken insanlar somalide 1 çeşit yemekle bir hafta karnını doyurmaya çalışıyor... hala beğenmiyormusunuz yemekleri, giydiğiniz lüks elbiseleri, çöpe attığınız eşyaları, lüks arabalarınızı, unutmayınki somalideki bir insanın yıllık yeme içme bütün gideri sadece 250 dolar,
Ama bizler bir cafeye veya lokantaya gidip bunun mislilerce para ödeyebiliyoruz. Yazık Hemde çok yazık.. hergün insanlar ölürken biz onları seyrediyoruz....
|
|
Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır.
Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar.
Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş yola koyulur, birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir’in bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar.
Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir. Derviş, Şakir’in çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Şakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır… Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir’e teşekkür ederken, “Böyle zengin olduğun için hep şükret.” der. Şakir ise şöyle cevap verir: “Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer…”
|
|

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir… Saç, sakal, bıyık, kas, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. - Vur usturayı berber efendi, der.Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş aynada kendini takip
etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri.
Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:
|
|
Hz.Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki
-Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.
Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek:
-Söyledikleri doğrumu diye sorar.
Suçlanan genç derki evet doğru bu söz üzerine Hz Ömer:
-Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.
Bunun üzerine genç anlatmaya başlar,derki :
-Ben bulunduğum kasaba hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım varki dönen bir defa daha bakıyor hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş atım oracıkta öldü, nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü, kaçmak istedim, fakat arkadaşlar beni yakaladı,durum bundan ibaret,dedi.
Bu söz üzerine Hz Ömer söyleyecek bir şey yok bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin…
Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:
-Efendim bir özrüm var, ben memleketinde zengin bir insanım babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı, gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettğiniz için Allah indin’de sorumlu olursunuz, bana üç gün izin veriseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün için de yerime birini bulurum der.
|
|
|